08 Eylül 2010 Çarşamba
 
Anasayfa
 
Haberler
Nazar değen Onur’a jet terapi!

Dünya futbolu şokta!

G.Saray'da Arda şoku!

Nasıl seksi olunur?

Merakla beklenen dizinin karakterleri GALERİ

Stoch sahnede! -VİDEO-

Hediye Mercedes'i geri aldı

1000 polis, kayıp çocuğu arıyor

Karar verildi!

U2 paketine hayır

Döviz bürosunda silahlı soygun

Samandıra’da ustalar kapıştı!

Hacettepe'de skandal!

Çok önemli bir uyarı!

Çakma pilotlar uçak düşürmüş

Cüce galaksilerin yutuluşu gözlemlendi

Sosyete U2'da bir araya geldi

Vizyon tarihi ertelendi

Acil Tıp Uzmanı'ndan bayram önerileri

Diyanet'ten Kuran-ı Kerim uyarısı

 
Güncellenme Tarihi

01 Kasım 2009

 




Fitopatoloji Şubesi
Entomoloji Şubesi
Herboloji Şubesi
Biyolojik Mücadele Şubesi
Mücadele İlaçları Şubesi







Fitopatoloji Şubesi
 

Pamuk ekiliş alanlarında en önemli hastalıklardan biri olan Solgunluk hastalığına (Verticillium dahliae) karşı bölgede ve diğer yörelerde ekilen çeşitlerin dayanıklılıkları araştırılmıştır. Yine pamukta Çökerten hastalığına karşı çok sayıda ilaç denemesi yapılmıştır. Mısır hastalıklarından Mısır yaprak yanıklığı (Helminthosporium turcicum, H.maydis) ve Mısır rastığı (Ustilago maydis) hastalıkları üzerindeki araştırmalar sürdürülmektedir. Antep fıstığı alanlarında Karazenk (Septoria pistaciona) hastalığına karşı Tahmin-Uyarı yöntemi geliştirilerek uygulamaya verilmiştir.
Akdeniz Bölgesi bağ alanlarında Külleme ve Mildiyö hastalıkları, bağlarda görülen kurumaların nedenleri ve bağ virüsleri konularında çalışılmıştır.
Meyve hastalıkları ile ilgili çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Muz hastalıkları, Elma karalekesi, Kayısı çiçek monilyası, İtalyan eriklerinin dökülme nedenlerinin tespiti ve virüs hastalıkları bulunup bulunmadığı, Yenidünya karalekesi, Nar meyve hastalıkları, Çilek kök çürüklüğü, meyve fidanlıklarında görülen hastalıklar üzerinde çalışılmıştır.
Öte yandan Akdeniz Bölgesi'nde yumuşak çekirdekli meyve ağaçlarında Ateş yanıklığı (Erwinia amylovora)'nın yaygınlık durumu ve mücadele imkanları üzerinde yürütülen çalışmada bu hastalığının armut, ayva, elma ve yenidünyanın da içinde bulunduğu yumuşak çekirdekli meyve ağaçlarının en önemli bakteriyel hastalığı olduğu ortaya konulmuştur. Sözü edilen hastalıklarla mücadele yöntemleri ve Tahmin-Uyarı çalışmaları devam etmektedir.
         Değişik turunçgil çeşitlerinde Gövde zamklanması ve Kahverengi çürüklük, turunçgil meyvelerinde görülen lekelenme, dal kurumaları, Uçkurutan, Sürgün ve Yaprak yanıklığı, turunçgillerde çinko ve demir noksanlığında kaynaklanan klorozlar ve virüs hastalıkları üzerinde çalışmalar yapılmıştır. Kahverengi çürüklük hastalığı etmeninin hasat öncesi ve sonrasında turunçgil meyveleri üzerinde etkisi, bölgemizdeki turunçgil sulama kaynaklarında varlığı ve propagül yoğunluğu ile kimyasal mücadelesi konusunda çalışmalar sürdürülmüştür. Turunçgil meyvelerinin hasat sonrasında ve depolanması sırasında görülen hastalıklar üzerinde çalışma yapılarak Yeşilküfe karşı bazı ilaçların etkisi araştırılmıştır.
           Çukurova'da 1993 yılından itibaren Minneola tanjelo 'larda ortaya çıkan Alternaria yanıklık (Alternaria citri) hastalığına karşı mücadele programları ve kimyasal mücadeleye esas araştırmalar yapılarak, kullanılabilecek ilaçlar belirlenmiştir.
Turunçgil bahçelerinde görülen meyve lekelenmeleri üzerinde ön çalışmalar yapılmış olup, bunun patolojik veya entomolojik nedenlere dayanmadığı daha çok fizyolojik nedenlerle ortaya çıktığı konusunda sonuçlar alınmıştır
.
             Başta turunçgiller olmak üzere, çeşitli sebze, meyve-bağ ve tarla bitkilerinde virüs hastalıkları ile ilgili proje çalışmaları yapılmıştır. "Doğu Akdeniz Bölgesi'nde Virüs ve Virüs Benzeri Hastalıklardan Temiz Turunçgil Aşı Gözü Elde Edilmesi" konulu proje kapsamında 1979-1984 yıllarında seleksiyon çalışmaları ile elde edilen 36 aday ağacın indekslenmeleri sonucunda, bunların her birinin bir veya birden fazla virüs ve virüs benzeri hastalıkla bulaşık olduğu belirlenmiştir. 1989-1995 yılları arasında yürütülen "Doğu Akdeniz Bölgesi'nde virüs ve virüs benzeri hastalıklardan temiz aşı gözü elde edilmesi" isimli proje sonunda Termoterapi ve SUA uygulanarak elde edilen aşı gözleri fidan üretiminde kullanılmaktadır. 1991-1993 yıllarında yürütülen bir projeyle ise özellikle Mersin İlinde limonlarda görülen hastalığın 3 farklı virüs etmeninin karışık enfeksiyonlarından kaynaklandığı anlaşılmıştır. Yürütülen çalışmalar doğrultusunda virüs ve virüs benzeri hastalıklar yönünden temiz bulunan bitkiler aşı gözü elde edilmesinde kullanılmaktadır. 
           Zeytin alanlarında önceki yıllarda yapılan çalışmalara dayalı olarak Dal kanseri, Halkalı leke hastalığı gibi önemli sorunların çözümü ile ilgili çalışmalar yapılmış ve elde edilen veriler uygulamaya verilmiştir. Bölgede özellikle ikinci ürün olarak ekilen soya alanlarındaki soya çeşitlerinin Kömür çürüklüğü hastalığına karşı duyarlılıkları; bakteri, mantar, virüs ve virüs benzeri hastalık etmenleri ile mücadele yöntemleri üzerinde çalışılarak elde edilen veriler uygulamaya verilmiştir.
           Hububatın en önemli sorunlarından Sürme, Rastık, Külleme ve Çeltik yanıklığı hastalıkları üzerinde araştırmalar yapılmıştır. Buğday çeşitlerinin Sürme (Tilletia foetida , T. caries) hastalığı ırklarına karşı dayanıklılık durumları araştırılmış, dayanıklı ve duyarlı çeşitler ortaya konulmuştur. Buğday sürme (Tilletia spp.) ve rastığı (Ustilago nuda tritici )'na karşı çok sayıda ilaç denenerek etkili tohum ilaçları uygulamaya verilmiştir. Arpa kapalı rastığı (U. hordei) ırklarının belirlenmesi ve etkili ilaçların tespiti çalışmaları yürütülmüştür. Çeltik yanıklığı (Pyricularia oryzae ) hastalığına karşı tohum ilaçlaması yöntemi geliştirilerek uygulamaya verilmiştir. 1994-1995 yıllarında Enstitümüz bölgesinde epidemi yapan Buğday sarı pas (Puccinia striiformis) ve Buğday yaprak septoryası (Septoria tritici) hastalıklarına karşı mücadele olanakları geliştirilmiştir.
1996 yılında ithal edilen, özellikle Hindistan kaynaklı ekmeklik buğdayların karantina kontrolları uzmanlarımızca seri bir şekilde yapılarak Karnal sürmesi (Tilletia indica) hastalığı tespit edilen gemilerin yurda girişi önlenmiştir.
           Sebze ekim alanlarında Yalancı mildiyö (Pseudoperonospora cubensis), Külleme, Beyaz çürüklük (Sclerotinia sclerotiorum), Fusarium solgunluğu (Fusarium sp.), Çökerten, Biber kökboğazı yanıklığı (Phytophthora capsisi) ve virüs hastalıkları üzerinde çalışmalar yapılmıştır. Akdeniz Bölgesi örtüaltı sebze alanlarında görülen fungus, bakteri ve virüslerin neden olduğu hastalıklar ve etmenleri belirlenmiştir. Biber yetiştiriciliğinin önemli bir sorunu olan Phytophthora yanıklığı hastalığının mücadelesine yönelik olarak solarizasyon ve düşük dozlu fumigant uygulamasının etkisi araştırılmıştır. Kavun ve karpuzlarda, Fusarium solgunluğu hastalığına dayanıklı çeşit ıslah çalışmalarına esas olmak üzere, ırk belirleme ve çeşitlerin dayanıklılıkları üzerinde çalışmalar yürütülmüştür.
 


 Başa Dön

Entomoloji Şubesi     

Entomoloji Şubesinde, çeşitli kültür bitkilerinde kayıplara neden olan zararlı hayvan grupları (böcekler, akarlar, nematodlar) üzerinde araştırmalar yapılmaktadır. Bu çalışmalar, bölgede var olan ancak üzerinde daha önce çalışma yapılmamış zararlılar ile mücadelesi yapılan ancak alternatif yöntemlere gerek duyulan zararlıları, veya bölgede yeni çıkmış ya da potasiyel zararlı grubunda iken ana zararlı konumuna geçmiş olan türleri kapsamaktadır. Laboratuarlarımızda zararlıların, morfolojik, anatomik, fizyolojik, ekolojik özellikleri, sistematikteki yerleri ve mücadele olanakları üzerinde kapsamlı çalışmalar yürütülmektedir. AyrıcaEnstitümüz karantina hizmetlerinin entomoloji ayağı Şubemizce yapılmaktadır. Şube olarak entegre mücadele ve organik tarım projeleri ile ruhsata esas ilaç denemeleri yürütülmektedir.
 
Hububat Zararlıları
Bölgemiz sorumluluk alanında bulunan (Antalya, Mersin, Adana, Hatay, Osmaniye, Kahramanmaraş, Gaziantep ve Kilis ) illerinde yürütülen süne mücadelesinde teknik koordinasyon Enstitümüz tarafından yapılmıştır. Ayrıca “Ülkesel Süne Projesi” kapsamında yürütülen projelerle, Kahramanmaraş, Hatay ve Mersin illerinde sünenin doğal düşmanı olan Tachinidae türleri tespit edilerek etkinlikleri belirlenmiştir. “Süne Yumurta Parazitoitlerinin Kitle Üretimi ve Salımı” projesinde yaklaşık 35 milyon süne yumurta parazitoiti (Trissolcus semistriatus)’nin kitle üretimi yapılarak çeşitli illerde salımları yapılmış ve etkinlikleri belirlenmiştir. Bununla birlikte, süne yumurta parazitoiti kitle üretimi yapılan diğer laboratuarların teknik sorumluluğunu ve koordinasyonu Enstitümüz tarafından yapılmaktadır. Akdeniz Bölgesi’nde Süne, Eurygaster spp. mücadelesinde kullanılan bazı ilaçların Süne yumurta parazitoitleri, Trissolcus spp.’ne olan yan etkileri araştırılmıştır. Akdeniz Bölgesi’nde Süne, Eurygaster spp.’nin neden olduğu ürün kayıpları ve ekonomik zarar eşiği konulu araştırma projesi kapsamında, emgili tanelerden dolayı meydana gelen ürün kaybı, emgili ve sağlam tanelerin çimlenme ve sürme değerleri tespit edilmiş, emgili ve sağlam buğday tanelerinin kalite analizleri (sedimantasyon değerleri) yapılmıştır. Süne mücadele eşiğinin yeniden belirlenmesi sonucu süne ile ilaçlı mücadele alanların daraltılması ve kullanılan ilaç miktarının azaltılması sağlanacaktır. Akdeniz Bölgesinde Doğada Yeşil Alan Oluşturulması ve Doğanın Korunması projesi kapsamında, Süne’nin en etkin doğal düşmanı olan yumurta parazitoitlerinin doğadaki yaşam alanlarına uygun fidanlar dikilerek yaşamalarına elverişli bir ekosistemin oluşturulmasına çalışılmış, böylece Süne yoğunluğunu baskı altına almak ve dolayısıyla kimyasal mücadeleyi ortadan kaldırmak amaçlanmıştır. Mısır koçan kurdu ve Mısırkurdu’na karşı bazı ilaç püskürtme yöntemlerinin değerlendirilmesi çalışması projesi ile Mısır koçan kurduna dayanıklı mısır çeşit ıslahı konulu çok disiplinli bir çalışma halen devam etmektedir. Bu çalışmaların yanısıra eğitim seminerleri ilaç denemeleri denetimleri ile fitoklinik ve karantina hizmetleri verilmektedir.
 
Bağ ve Meyve Zararlıları
Bölgemizde yetiştiriciliği yapılan yumuşak ve sert çekirdekli meyveler ile sert kabuklu meyveler ayrıca nar, çilek ve bağ alanlarında mevcut olan ya da ilk kez saptanmış zararlılar konusunda ihtiyaç duyulan çalışmalar yürütülmekte, Bakanlık ilgili birimleri ve bölge üreticileri konu hakkında bilgilendirilmektedir. Bağ, elma, kiraz, kayısı ve şeftalide entegre mücadele projeleri, kayısıda organik tarım projesi, önemli zararlıların mücadelesinde uygulamaya yönelik eşik çalışmaları, tahmin uyarı ve ilaçlama zamanlarının belirlenmesi gibi araştırma konuları da yürütülmektedir. Bu çalışmalarda elde edilen sonuçlar, ulusal ve uluslararası kongre ve sempozyumlarda sunulmakta, bilimsel dergi, makale ya da broşürlerde yayınlanmaktadır. Ayrıca, yukarıda adı geçen ürünlerdeki zararlılarla mücadele konusunda gerek Tarım İl Müdürlüklerinde çalışan teknik elemanlara gerekse de üreticilere her yıl düzenli olarak eğitimler verilmektedir.
Son yıllarda yürütülen çalışmalarda ise; kayısı, şeftali ve nektarinde sorun olan zararlılar ve yararlı türler saptanmıştır. Şeftali ve nektarinde, önemli zararlılardan Şeftali güvesi, Doğu meyvegüvesi ve tripslerin popülasyon değişimleri izlenerek, mücadelelerine esas önemli kriterler tespit edilmiştir. Nektarinlerde zarar oluşturan thrips türleri ve mücadele zamanları ile alınacak kültürel önlemler belirlenmiştir. Şeftali bahçelerinde yaygın olarak kullanılan bazı kimyasal ilaçların faydalı böcek Chilocorus bipustulatus L. üzerine etkileri ortaya konmuştur. Kayısıda; ana zararlı Şeftali güvesi’nin mücadelesinde “Tahmin-Uyarı Modeli” ve kimyasal mücadeleye alternatif çiftleşmeyi engelleme tekniği çalışmaları yürütülmüştür. Erik unlu yaprakbiti’nin popülasyon değişimi izlenerek uygun mücadele zamanı belirlenmiştir. Ayrıca, kayısıda beslenen trips türleri belirlenmiş ve ekonomik öneme sahip olmadıkları ortaya konmuştur. Yine organik tarım çalışmasıyla da, başarılı bir şekilde organik kayısı üretimi yapılabileceği belirlenmiştir. Kirazda zararlı kabuk yazıcıböceklerinin türleri saptanmış, yaygınlık ve bulaşıklık oranları belirlenmiş, iyi bakım koşulları ile kirazda ekonomik düzeyde zararlı oluşturmadıkları tespit edilmiştir. Narda yapılan çalışmalarda; zararlı ve yararlı türler belirlenerek, önemli zararlıların popülasyon değişimleri izlenmiş ve mücadele zamanlarına esas önemli kriterler ortaya konmuştur. Ayrıca, ülkemizde var olduğu bilinen ancak bugüne kadar hiç çalışma yürütülmeyen önemli nar zararlısı, Portakal güvesi üzerinde de detaylı çalışmalar yürütülmektedir.
Entegre mücadele çalışmaları sırasında yapılan teknik eleman ve üretici eğitimlerinde; entegre mücadele kavramı, prensipleri ve yararları, zararlı ve yararlı türlerin tanıtımı, ekonomik zarar eşikleri, ilaçların seçimi ve olumsuz etkileri ile mücadelenin bir bütün halinde yapılmasının gerekliliği anlatılmıştır. Ayrıca, “Entegre Mücadele Teknik Talimatları” hazırlanarak gerek zararlı ve yararlı türlerin tanıtımı gerekse de tavsiye edilecek çevre dostu ilaçlar hakkında bilgiler verilmiştir.
 
Endüstri ve Süs Bitkileri Zararlıları
Endüstri ve süsbitkileri zararlıları konu sorumluluğu kapsamında pamuk, yerfıstığı, ayçiçeği, soya, kolza ve susam ekim alanlarında çalışmalar yürütülmektedir. Özellikle son yıllarda bölgemizde ekim alanları hızla artan susam, yerfıstığı ve ayçiçeği ile ilgili gözlemler ve ön çalışmalar devam etmektedir. Bölge şartlarına uyum sağlaması için ekilen değişik özelliklerdeki çok sayıda yerfıstığı, kolza ve ayçiçeği çeşitlerinde çalışmalar yürütülmektedir.
Bu kültür bitkileri ile ilgi tamamlanan çalışmalar, ulusal ve uluslararası kongre ve sempozyumlarda sunulmakta, bilimsel dergi, makale ya da broşürlerde yayınlanmaktadır. Ayrıca, yukarıda adı geçen ürünlerdeki zararlılarla mücadele konusunda gerek Tarım İl Müdürlüklerinde çalışan teknik elemanlara gerekse de üreticilere her yıl düzenli olarak eğitimler verilmektedir.
Entegre mücadele çalışmaları sırasında yapılan teknik eleman ve üretici eğitimlerinde; söz konusu kültür bitkilerindeki entegre mücadele kavramı,  zararlı ve yararlı türlerin tanıtımı, ekonomik zarar eşikleri, ilaçların seçimi ve olumsuz etkileri ile mücadelenin bir bütün halinde yapılmasının gerekliliği anlatılmaktadır.  
 
Subtropik Meyve Zararlıları
Ülkemiz turunçgilinin %75’i Doğu Akdeniz Bölgesi’nde üretilmektedir. Bölge enstitüsü olarak turunçgildeihtiyaç duyulan çalışmalar yürütülmekte, Bakanlık ilgili birimleri ve bölge üreticileri konu hakkında bilgilendirilmektedir. Son yıllarda yapılan çalışmalarda, Akdeniz Meyvesineği Tuzakla Kitle Halinde Yakalama Deneme Metodu, Turunçgil Unlubiti Standart İlaç Deneme Metodu ve Turunçgillerde Thrips Zirai Mücadele Teknik Talimatı hazırlanmıştır. Bölgemizde turunçgilde Akdeniz Meyvesineği (Ceratitis capitata)’nin ana zararlı konumunda olduğu, bu zararlıyı Turunçgil Unlubiti (Planococcus citri)’nin takip ettiği belirlenmiştir. Son yıllarda yürütülen çalışmalarda, organik turunçgil üretimi, Akdeniz Meyvesineği kimyasal mücadelesinde kullanılan farklı cezbediciler ve özellikle turunçgil fidanlarında sorun olan Turunçgil Yaprak Galerigüvesi’nin parazitoiti Citrostichus phyllocnistoides’in bazı biyolojik ve ekolojik özellikleri üzerine çalışmalar yürütülmüştür. Ayrıca, turunçgildeki diğer zararlılarla ilgili çalışmalar da Entegre Mücadele kapsamında devam etmektedir.
Doğu Akdeniz Bölgesi’nde 2000 yılından sonra kamu ve özel kuruluşlar tarafından yoğun olarak zeytin fidanı dağıtımıyla birlikte, ticari olarak kurulan zeytin bahçelerinin sayısında artışlar meydana gelmiştir. Zeytinliklerde nitelik ve nicelik yönünden ürün kayıplarına neden olan birçok zararlı tür bulunmaktadır. Bunlardan Zeytin fidantırtılı (Palpita unionalis) yeni kurulan zeytinliklerde sürgün ve yapraklarla beslenmekte, bu yolla bitkinin gelişmesini engelleyerek ciddi zarar oluşturmaktadır. Zeytin fidantırtılı’nın Bölgemizdeki biyolojisi ve zarar durumu ile ilgili çalışmalar sürdürülmektedir. Ayrıca, 2007 yılında zeytin bahçelerinin ana zararlısı Zeytin sineği (Bactrocera oleae)’nin Adana ilindeki popülasyon takibi ve doğal düşmanları ile ilgili bir çalışma tamamlanmıştır. Zeytinlere zarar veren diğer önemli bir zararlı olan Zeytin güvesi (Prays oleae) ile ilgilide 2006 yılında bir çalışma yürütülmüştür. Bölgemizde yapılan çalışmalar sonucu, polifag bir zararlı olan Karanfil yaprakbükeni(Cacoecimorpha pronubana)’ninzeytinlerde varlığı ve zararı ilk kez ortaya konmuştur. Ayrıca, zeytinlerde zarar yapan diğer zararlılarla ilgili sörvey çalışmaları devam etmektedir.
 
Sebze Zararlıları
Enstitümüzde sebze, yemeklik baklagil ve yem bitkilerinde zararlıların tesbiti ve mücadelesi konularında bir çok araştırma projesi yürütülmesinin yanısıra çiftçilerin ve teknik elemanların eğitimi ile karantina örneklerinin analizi ve ilaç denemelerinin denetlenmesi konularında hizmet verilmekte, il müdürlükleri ile ortaklaşa entegre mücadele çalışmaları yürütülmektedir.
Araştırma çalışmalarından “Organik domates yetiştiriciliği ve mücadelesi” konulu çok disiplinli projemiz başarı ile sonuçlandırılmış ve konvensiyonel sera domates üretiminde sezon ilaçlama sayısı 25 ila 40 arasında olurken proje kapsamındaki organik domates seralarında ilaçlama sayısı 3-4 adet organik ilaç ile yapılarak sezon tamamlanmıştır. Bir başka araştırma projesi kapsamında, Doğu Akdeniz Bölgesi açık-sera sebze alanlarındaki zararlı Beyazsineklerin (Bemisia tabaci) doğal düşmanlarından olan Zanchius alatanus türünün varlığı ilk kez bu çalışmada tesbit edilmiş, ilave olarak Macrolophus caliginosus ve Crtytopeltis tenius  türlerinin yayılış alanları ve konukçuları belirlenmiştir.
 
 
Nematoloji Laboratuarı
Nematoloji laboratuvarında, Bölgemizde pek çok üründe sorun olan Turunçgil nematodu, Kök lezyon nematodu, Tahıl kist nematodu ve Kök-ur nematodları üzerinde araştırmalar yapılmaktadır. Bölgemizde Örtü altı sebze yetiştiriciliği ile patates yetiştiriciliğinde sorun olan kök-ur nematodlarına karşı mücadele metodları üzerine araştırmalar yürütülmüş ve bunun sonucunda seracılara yayım çalışması yapılmıştır. Yine bölgemizde Kök-ur nematodların yaygın olduğu meyve yetiştirilen alanlar için çiftçilere dayanıklı anaçlar konusunda eğitim verilmiştir. Bunların yanısıra, iç ve dış karantina hizmetleri verilmekte, illerden gelen mühendisler ve çiftçilerin eğitimi sağlanmaktadır.
 
   
Başa Dön

Herboloji Şubesi 

        Önemli kültür bitkilerinde flora tespit çalışmaları ile yabancı ot sorunları belirlenmiştir. Önceleri sorunların çözümüne yönelik olarak kimyasal maddeler ile yabancı ot mücadelesi ağırlıklı konuyu teşkil ederken son yıllarda sürdürülebilir tarım/ entegre yabancı ot yönetimi anlayışı çalışmalara hakim olmuştur. Bu doğrultuda, yabancı otlanmanın önceden tahmini amacına yönelik olarak topraktaki tohum rezervi, en uygun mücadele zamanını saptamak için yabancı ot mücadelesi için kritik periyod, kimyasallar kullanılarak yabancı ot mücadelesi daha etkin hale getirilerek kimyasal mücadelenin çevre üzerindeki olumsuz etkisinin en aza indirilmesi bu konuda yapılan bazı çalışmalardır.
        Yabancı otların teşhisi amacı ile bilgisayar programı geliştirilmesi üzerinde çalışmalar yürütülmektedir. Yabancı otların biyoloji ve ekolojileri ile ilgili çalışmalar devamlı çalışmalardır. Turunçgil bahçelerinde yabancı otlanmayı azaltmak için damla sulamanın kullanılması, solarizasyonun örtü altı sebzeciliğinde etkin bir yabancı ot mücadele yöntemi olduğu, buğdayda m2 'de 4-5 yabani 
yulafın ekonomik mücadele eşiği olarak belirlenmesi uygulamaya verilmiş sonuçlardır.

Başa Dön

Biyolojik Mücadele Şubesi 

Türkiye'de Biyolojik Mücadele ile ilgili ilk çalışmalar 1930'lu yıllarda turunçgil alanlarında zararlı Torbalı koşnil, Icerya purchasi 'nin avcısı, Rodalia cardinalis'in yurtdışından getirilerek ülkemize yerleştirilmesi ile gerçekleştirilmiştir.
       Turunçgil ekosistemleri geniş etkili ilaçlar kullanılmadığında birçok yararlı böceği içeren zengin bir doğal düşman potansiyeline sahiptir. Entegre mücadelede bu doğal düşmanlara zarar vermeyecek, onların korunup, çoğalmalarını sağlayacak uygulamalar yapılması biyolojik mücadelenin temel prensibi olarak benimsenmelidir.
Bu amaçla Adana Zirai Mücadele Araştırma Enstitüsü bölgesinde de ilk çalışmalar yine turunçgil alanlarında gerçekleştirilmiştir. Bunlardan Turunçgil unlubiti, Planococcus citri'nin mücadelesinde kullanılan Cryptolaemus montrouzieri ve Leptomastix dactylopii'nin kitle üretimi ve çiftçilere tanıtımı ile ilgili çalışmalar 1970'li yıllarda enstitümüzde başlatılmıştır. Bu yararlı böceklerin kışı bölgemiz koşullarında geçirememesi nedeniyle her yıl üretimi enstitümüz tarafından yapılmakta ve çiftçilere satılmaktadır. Günümüzde artık bu çalışmalar üretim birimi tarafından yürütülmektedir.
       Turunçgillerde önemli diğer bir zararlı olan Turunçgil Beyazsineği, Dialeurodes citri ile mücadelede de Serangium parcesetosum Doğu Karadeniz Bölgesinden getirilerek, üretilmiş ve bölgemiz koşullarına adapte olması sağlanmıştır. Bu avcı böceğin turunçgil ekosisteminde yerleşme sürecinde, alternatif av olarak Kahverengi Yumuşak Koşnil, Coccus hesperidum ile beslendiği de gözlenmiştir.
        Son yıllarda turunçgillerde görülen bir diğer zararlı, Turunçgil galerigüvesi Phyllocnistis citrella'nin biyolojik mücadelesi üzerinde yapılan çalışmalarda yerli parazitoidler belirlenmiş, bunların yanı sıra Avustralya'dan getirilerek yerleştirilmeye çalışılan Ageniaspis citricola, Cirrospilus quadristriatus ve Semielacher petiolatus 'un üretim çalışmaları yapılmış ancak bunlardan sadece S. petiolatus doğada tespit edilebilmiştir.
      Mısır ve pamuk gibi tarla ürünlerinde de bölgemizde biyolojik mücadele olanakları araştırılmaktadır. Bu çalışmalar önemli bazı Lepidoptera türlerinin yumurta parazitoidleri üzerinde sürdürülmektedir. Özellikle yumurta parazitoidi Trichogramma spp.'nin doğada korunup desteklenmesi amacıyla üretim çalışmaları yapılmaktadır. Bu amaçla üretilen Trichogramma evanescens'in öncelikle Mısır kurdu Ostrinia nubilalis 'in biyolojik mücadelesinde kullanılmak üzere kitle üretim hedeflenmektedir.
      Biyolojik mücadelede predatör ve parazitoidlerin yanı sıra patojenlerde önemli bir yere sahiptir. Bu konu ile ilgili yapılan çalışmalarda özellikle pamuk alanlarında Yaprakbiti Aphis gosypii üzerinde yaygın olarak görülen Fusarium subglutinans tespit edilmiştir. Bu fungusun salgıladığı insektisit özellikteki mikotoksin nedeniyle zararlı populasyonunu düşürdüğü gözlenmiştir.
Biyolojik mücadelenin önemli hedeflerinden birisi olan koruma ve destekleme yöntemleri ile doğal dengenin sürekliliği sağlanmalıdır. Bu amaçla tarım alanlarında önemli bir zararlı grubunu oluşturan Coccoidea üst familyası türlerinin doğal düşmanları da çalışılmaktadır.
Entegre mücadele uygulamaları içinde biyolojik mücadele etmenlerinin etkinliğinin arttırılması amaçlanmaktadır. Buna bağlı olarak çeşitli ürünlerde gerek zararlı ve hastalıklarda, gerekse nematod ve yabancı otlarla biyolojik mücadele bundan sonraki çalışmaların temelini oluşturacaktır.

Biyolojik Mücadele Nedir?

 Zararlı, hastalık ve yabancı otların başka canlılar yardımıyla ekonomik zarar seviyesinin altında tutulmasıdır. Yani doğada zararlı olan canlıları tamamen yok etmeden, doğal dengeyi koruyucu, onarıcı ve destekleyici önlemler almaktır. Bu amaçla biyolojik mücadelede:
· Parazitoidler (Yaşayışları yönünden konukçusuna bağlı olan ve çoğu kez gelişmelerini bir konukçu bireyde tamamlayan canlılar)
· Predatörler (Yaşayışları yönünden avlarına bağlı olmayan ve gelişmeleri süresince birden fazla, hatta pek çok av ile beslenen canlılar)
· Patojenler ( Canlılarda hastalığa neden olan virüs, bakteri, fungus ve nematod gibi mikroorganizmalar)
· Rekabet veya antagonistik etkileri ile katkıda bulunan diğer canlılar kullanılmaktadır.

Neden Biyolojik Mücadele Uygulamaktayız?
Tarımsal üretim sırasında ürünü hastalık ve zararlılara karşı korumak amacıyla çeşitli mücadele yöntemleri kullanılmaktadır. Bu yöntemlerden biri olan kimyasal mücadele son zamanlarda;

  • Çevre kirliliği
  • Hedef alınmayan organizmaların zararlı duruma geçmesi
  • Hedef alınan zararlılarda dayanıklılık oluşumu,
  • Doğal düşmanların yok edilmesi

gibi insan ve çevre sağlığı ile ilgili bir takım olumsuzluklara neden olmaktadır. Bu nedenle kimyasal mücadele yerine alternatif yeni teknikler araştırılmaktadır. Biyolojik mücadele, kültürel önlemler, biyoteknik mücadele ve entegre mücadele gibi alternatif mücadele yöntemlerinin başında gelmektedir.




Mücadele İlaçları Şubesi

     Yeni kurulan bir şube olup, "Kalıntı Analiz Laboratuarı" ve "Fiziksel ve Kimyasal Analiz Laboratuarı"ndan oluşmaktadır. Uçak ilaçlamalarının pilotlar üzerindeki olumsuz etkileri, domates ve hıyarlarda Nemacur (Fenamiphos) kalıntılarının tespiti üzerinde çalışılmıştır. Kalıntı Analiz Laboratuarı'nda gerek araştırma amacı ile, gerekse rutin olarak, ürünlerdeki ilaç kalıntı analizlerinin yapılması, Fiziksel ve Kimyasal Analiz Laboratuarı'nda ise ilaçların fiziksel ve kimyasal özellikleri ile sertifikasyonlarına uygunluğunun araştırılması planlanmaktadır.

  Başa Dön

Hava Durumu

 
Online sayaç
Online Ziyaretçi: 6
 
Döviz Kurları
Dolar1,50331,5106
Euro1,91791,9272
 
Duyurular
 

    Admin Giriş Sitemap